|
MİLLİYETÇİLİK
Ulusal
Kurtuluş Savaşımızın çıkış noktasını oluşturur. Atatürk'ün bu ilkesi dünyada
ezilen ulusların kurtuluşuna ışık tutmuştur. Atatürk'ün milliyetçiliği
kültür ve düşünce birliği temeline dayanır. Ulus bireylerinin tasada ve
kıvançta bir ve beraber olmalarını ön görür. Atatürk yurt ve dünyada barış
ülküsüne bağlı bir önderdi..
Milletin
varlığını sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle birlikte çalışmaya,
bu çalışmayı ve bilinci, diğer kuşaklara da yansıtmaya "milliyetçilik"
denilir. milliyetçiliğin en önemli öğesi millettir. Atatürk, milleti şöyle
tanımlamaktadır: Bir insan topluluğunun millet sayılabilmesi için "zengin
bir hatıra mirasına, birlikte yaşamak hususunda ortak istekte samimi olmaya,
sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin
ortak bulunmasına, gelecekte gerçekleştirilecek programın aynı olmasına,
birlikte sevinmiş, birlikte aynı ümitleri beslemiş olmaya" ihtiyaç vardır,
işte bu ana şartları taşıyan bir insan topluluğu millet sayılır. Atatürk,
Türk milletini ırk veya din esası üzerine oturtmamıştır. Zaten akılcı bir
yaklaşımla buna imkân da yoktur. Atatürk'e göre, "asıl olan millettir. her
millet akıl ve bilim yolu ile yalnız kendi değerlerini ve çıkarlarını
bulmalıdır. "Türk milliyetçisi, gelişme ve ilerleme yolunda ve uluslararası
ilişkilerde bütün çağdaş milletlere paralel olarak, onlarla bir uyum içinde
yürüyecektir. Ama bunu yaparken Türk milletinin özelliklerini, bağımsız
kişiliğini koruyacaktır. Türk Milliyetçisi diğer milletlerin hakkına,
bağımsızlığına saygı gösterecektir. Ancak böylelikle diğer milletlerden de
saygı görecektir. Kimsenin yurdunda gözümüz yoktur. Çünkü her milletin yurdu
kutsaldır. Atatürk, yaşadığı sürece hep Türk milliyetçiliğini geliştirmeye
çalışmıştır. "Ne Mutlu Türküm diyene"
sözü, milletimiz yaşadıkça anlamı yücelecek çok üstün bir görüşün
simgesidir.
|